yükleniyor...

HIV'li hastalara müjde!

HIV'li hastalara müjde!

Türkiye, dünyada HIV vakalarının en çok arttığı üçüncü ülke konumunda yer alıyor. Önümüzdeki 10 yılda bu rakamın hızla artmasının beklendiğini hatırlatan Uzm. Dr. Şafak Göktaş, 1 Aralık Dünya AIDS Günü vesilesiyle HIV pozitif tanısı konulan kişileri dışlamadan, damgalamadan kucaklamamız gerektiğinin altını çiziyor. Günümüzde HIV pozitif hastaların düzenli olarak günde 1-2 ilaç kullanarak normal yaşam süresini yakalayabildiğinin altını çizen Göktaş, “Bu nedenle HIV pozitif olduğunu saptanan kişiler hiçbir şekilde umutsuzluğa kapılmamalı ve geleceğe umutla bakmalı” diyor.
Son yıllarda HIV vakaları ABD, Avrupa, Asya gibi kıtalarda düşüşe geçmişken Türkiye’de ciddi anlamda bir artış eğiliminde... Türkiye, dünyada Belarus ve Ukrayna’dan sonra en fazla artış saptanan üçüncü ülke konumunda yer alıyor. Sağlık Bakanlığı 2017 verilerine göre ülkemizde yaklaşık 17 bin HIV ile enfekte kişi bulunuyor. Uzm. Dr. Şafak Göktaş, aslında bu rakamın 75 bin civarında olduğu düşünüldüğünün altını çiziyor. HIV pozitif olduğunu bilmeyen ve bunu korunmasız ilişki veya başka şekilde, istemeyerek de olsa enfekte olmayan kişilere bulaştıran kişiler olduğunu da hatırlatan Uzm. Dr. Şafak Göktaş, önümüzdeki 10 yıl içinde HIV ile enfekte birey sayısının hızlı bir şekilde artması beklendiğinin altını çiziyor. HIV ve AIDS’in aynı anlamlara sahip olmadığını ifade eden Göktaş, şunları söylüyor: “HIV, bağışıklık yetmezliğine sebep olan bir virüs iken, AIDS ise HIV virüsü kapan kişinin hiçbir tedavi almaması durumunda 6-10 yıl sonrasında varacağı son hastalık evresidir. Bu iki kavramı birbirinden net bir şekilde ayırt etmek gerekiyor. Günümüzde, erken tanı konduğu için AIDS evresine gelmeden HIV pozitif vakalar belirlenerek tedaviye başlanıyor.”
İlaçlar düzenli kullanıldığında normal yaşam süresine ulaşılabilir
Genellikle kişinin HIV pozitif olduğunu yeni öğrendiğinde derin bir üzüntü yaşayabildiğini ve geleceğe dair umutsuzluğa kapılabildiğini anlatan Uzm. Dr. Şafak Göktaş, HIV ve AIDS’in Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ölümcül hastalıklar listesinden çıkarılarak, kronik hastalıklar listesine alındığının altını çiziyor. Bundan yaklaşık 15 sene önce, HIV pozitif olan bir kişi 9-10 ilaç kullanmak zorundayken, şu an günümüzde bu sayının sadece 1-2 olduğunu söyleyen Göktaş, “İlaçlarını düzenli ve zamanında kullanan hastalar normal yaşam süresine ulaşabiliyor. Bu nedenle HIV pozitif olduğunu saptanan kişiler hiçbir şekilde umutsuzluğa kapılmamalı ve geleceğe umutla bakmalı. Çünkü tıpkı diyabet ve hipertansiyon hastalığında olduğu gibi günde 1-2 adet ilaç kullanarak normal yaşamlarını sürdürebilirler. Ayrıca HIV tedavisinde umut veren bazı gelişmeler de yaşanıyor. Önümüzdeki yıllarda, hastaya 1 doz enjeksiyon yapılarak 2-3 ay boyunca ilaç almadan tedavisinin devamı mümkün olacak” diyor.
HIV pozitif bireyler toplumdan dışlanmamalı
Teknolojinin ilerlemesiyle tıpta tedavi yöntemlerinin de arttığını ve iyileştiğini hatırlatan Göktaş, şöyle devam ediyor: “Yeni yapılan çalışmalara göre HIV pozitif olan bir hastada HIV ilaç tedavisi ile vücutta olan virüs sayısı testlerde tespit edilemez durumda ise artık bulaştırıcılık söz konusu değildir. Yani HIV RNA PCR denilen testte virüs saptanmaz ise bulaştırıcılık yoktur diyebiliriz. Tabii bu durum, hastanın testlerinin en az 6 ay boyunca negatif sonuçlanması ve tek partner ile ilişkisi olması durumunda söz konusudur. Yakın gelecekte, HIV ile enfekte olan insan sayısının artacağı bekleniyor. Bu durumda HIV pozitif olan bireylerin toplumda dışlanmaması, tam tersine Amerika, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi topluma kazandırılması gerekiyor.
Damgalama dediğimiz stigmatizm uygulanmamalı. Toplum olarak görevimiz, HIV pozitif tanısı konulan kişileri dışlamadan, damgalamadan kucaklamak ve toplumdan soyutlamamaktır. 1 Aralık Dünya AIDS Günü vesileyle hepimizin bu konudaki farkındalığının artmasını temenni ediyorum.”